baileys ile ballentine’s’i karıştıran garsonlar azalarak yok olsun lan. lütfen
şuan öyle bi ikilemde kaldım ki
verdiğim karar her ne olursa olsun, muhakkak zararıma olacaktır.
Source: supgabie
Hayatımıza girdiklerinde şarkı listelerimizi bile değiştiren insanlar var.
(via erigebayilankiz)
Source: uykugereksiz
Source: fuckwegetdrunk
Source: just-as-i-suspected
Source: legen-doctor
Happy New Year!
(via theboysinred)
kısaca(?) 2011
aslında bu yazıyı aralık’ın 12’sinden beri yazmayı düşünüyorum, ha bugün ha yarın derken yazmak, yazmaya başlamak anca bugünü buldu. şimdi öncelikle 2011’i burda yaşanan büyük olaylar çerçevesinde değil de kendi çapımda değerlendirmeye çalışıcam.
açıkçası baya kötü bi yıldı bence. benim için tek iyi yanı teknolojik açıdan oldu. şöyle ki 2011’in 9 ocak’ında kiliccemal.com domainini aldım, 4-5 ay kadar hevesle kullandıktan sonra sıkıldım, yazacak şey bulamadım daha doğrusu yazacak vakit olmadı. tamam çok meşgul değildim falan ama yoktu yani, oturupta 20 satır yazacak vaktim yoktu nasıl olduysa. konuya tekrar dönelim şimdi: teknolojik açıdan iyi diyerek elbette sadece bir domain almaktan bahsetmiyorum. sonra yine ocak ayının sonlarına doğru 5-6 yıllık -geçtiğimiz cumartesi hakkın rahmetine kavuşan- bilgisayarın yerine epey üst seviye sayılabilecek bi bilgisayar aldık. biriktirdiğim oyunların hepsini bi çırpıda bitirdim, tekrar photoshop’la falan uğraşmaya başladım, birazda video işlemeyle birlikte bilgisayardan da sıkıldım. sonra ingiltere işi çıktı, babam sağolsun, orda kullanmak amacıyla, tabi tek amaç bu değildi, bi packard bell marka netbook aldık. bunun en iyi yanı da eve misafir falan geldiğinde masaüstü bilgisayarıma dokundurtmayıp, bu aletçiği ellerine vermem oldu. onun dışında yılın başında n79’un ekranı deyim yerindeyse bok yoluna kırıldı, sonra çin malı bi ekran taktırdım, stabil olmadı vs. sonra tcell t10 aldık ki bu telefonun tek iyi yanı beni androidle tanıştırması oldu, sonra yazın bu t10’da kafayı yemeye başladı iyice, lg p500 aldık; halen onu kullanıyorum, epey uzun sürede idare edecek gibi ÇÜNKÜ yazın ingiltere’ye gitmiş olmamın en iyi evet EN İYİ yanı iPod touch’ı almam oldu. gittim mal gibi 8gb aldım ama olsun, ipod ipod’dur. aradan önerimi de söyleyeyim: siz siz olun 16 gb’dan aşağı apple ürünü almayın. hatta en ideali 64 ya neyse. işte ipod sayesinde jailbreak’dir, şudur, budur ondan da biraz bilgi sahibi oldum ve telefonu yalnızca internet bağlantısı ve konuşma için kullanır oldum. yazın ramazan geceleri hep ipod’daki oyunlar ve haxball ile geçti. şimdi yaz mevsimine gelmişken;
ingiltere’den bahsetmeyeceğim çünkü bahsetmek istemeyeceğim kadar kötü bi tecrübe oldu. “expression”ların tam oturmaması mı diyeyim, tel sebebiyle konuşamamam mı diyeyim, okulun bombok bi yerde olması mı diyeyim bilmiyorum. ama bunlardan da önemlisi, afedersiniz ama, be orospu çocukları madem londra’ya götürdünüz de fotoğraf çekinmemize niye izin vermiyosunuz göt laleleri? neyse işte ingilterede kısaca böyle. tekrar yaz mevsimine dönecek olursak günümün yarısını bilgisayar başında, diğer yarısının 3/4’ünü uyuyarak, kalan kısmı da yemekle geçirdim açıkcası. zaten ramazanda sabah 10’da yatıp, iftarda kalkıyodum, bu ramazan gecelerinin de büyük kısmı the big bang theory, entourage -ki en mükemmeliydi-, suits, how to make it an america derken yabancı dizilerle geçti. kalan kısımda haxball sağolsun. neyse yaz mevsimi de böyle geçti işte, şimdi açıkcası ben şuan sıkıldım bu yazıyı yazmaktan dolayısıyla burdan sonrasını kısa kesicem.
şimdi şunun şurasında 3 gün sonra yeni yıla giricez, ki evde tek başıma girmem kuvvetle muhtemel. tek başıma derken her yönüyle tek başıma. lan tek başıma demişken şunu söylemeden olmaz, bu yılı da sap geçirdik ya lan. hazır konusu geçmişken onu da kısaca özetliyim. bu yılın en mal geçmesinin sebeplerinden birisi de bu. yılın ilk yılları liseliğimin tavan yaptığı zamanlar diyelim, sırf sevgili bulmak için sevgili aramıştım ki tam bir fiyaskoydu. hani bi söz var ya bunla ilgili, işte aşk arayarak bulunmaz, karşına çıkar falan. aynen öyle bi durum. şu sıralarda (7-8 ay gibi bi zaman diliminden bahsediyorum desem bu da mı abes diye düşünmeden edemedim) ilişki durumum tam “it’s complicated” durumu. sürekli bir yerlerden bir şeyler çıkarma çabası içerisindeyim gibi gibi. neyse burda kesiyorum artık yazıyı.
eğer buraya kadar okuduysan cidden tebrik ve teşekkür ediyorum.
ha eğer sorarsan niye yazdın bunu diye, içimdekileri bi yerlere dökme çabası oluştu, ki bunu da facebook’ta gerçekleştiremeyeceğime göre en uygunu burası diye düşündüm.
tekrar sağol bebeyim.
Source: cemalkilic




